“ÖLÜMLERİN ÖTESİ”NDEN
Son günlerde bana ulaşan şiir kitaplarından biri de, Dünya Genç Türk Yazarlar Birliği başkanı Ekber Goşalı’ya ait. Doğrusu, Ekber Goşalı’yı tanıyanlar, uzun zamandan beri, onun böyle bir kitabının çıkmasını bekliyorlardı. Çünkü edebiyatseverler, onun imzasına çoktan beri aşina. Belki bunun içindir ki, Goşalı, kısa bir zaman diliminde (aslında uzun bir zaman) üç önemli eser meydana getirdi. Ben, bu kitaplardan biri olan, “Ölümlerin Ötesi”nden söz edeceğim.
Bu kitap, “VEKTOR” yayınevi tarafından basılarak, okuyuculara ulaştı. Kitabın redaktörleri, “Vektor Beynelhalk Elm Merkezi”nin başkanı, çok sevdiğimiz, güzel şair Elçin İsgenderzade ve Namiq Hacıheyderli’dir. Kitabın ön sözünün müellifi, filoloji ilimleri doktoru, profesör Meherrem Gasmlı’dır. O, kitabın ön sözünde şöyle diyor: “Dünyanın ahenginin bozulduğu, mizan-terazisinin başaşağı durduğu, bu günlerde, gönül gözü ile alemi seyr etmek yaman çetinleşti. Belki de bu yüzden, güzel şiirler az yazılıyor, bu yetmezmiş gibi, az okunuyor... Ancak, her an yüreğini eritip söz ışığı yandırmak isteyen duygu delikanlısını da görüyorsun. Onun poetik sevdasının duruluğuna, saflığına hasetle bakıp, göğüs geçiriyorsun. Tabî, samimi, şairane sözlere koşulup gönlünün sırlı dünyasına dalıyorsun. Yazık ki, böyle makamlar az, çok az oluyor”. Bu fikirlerin bir kısmına katılsam da, bir kısmına katılmam mümkün değil. Aslında poeziya, dünyanın ahenginin bozulduğu zaman dengeyi sağlamak için vardır. “Poeziya Tanrıya edilen duadır.”Bir de şair, zamanın ve mekanın fevkinde durur. O, bu dünyaya her zaman muhaliftir. Şairin içinde, zıtlıkların çarpışması ebedidir. Şair, dertleri, daha sancılı, daha azaplı yaşayandır. Gönül gözü ile alemi seyreden Ekber Goşalı’nın şiirlerinde de bu sancı, bu azap var:
Yaxın yola varammadım,
Uzağın da vaxtı deyil.
Men xoşbextlik gazanmadım,
Gün de görmek baxtım deyil.
Veya:
Men hele bir cavan bulud yaşdayam,
yağış olmadım ki, yağıb yaşayam.
Bir göz var, istedim baxıb yaşayam,
Qoydular üz-üze baxtınan meni.
Şairin derdi-kederi onun “Ben”inden kaynaklanmıyor. Bu bir elin, bir yurdun derdidir. Bu “Vatanın kıyıda köşede kalan yerleri”nin derdidir, ağrısıdır, acısıdır:
Dünyanı qara görürem,
Könlümün qara vaxtıdır.
Deyirler yene Şuşa’da,
“Dağların lala vaxtıdır”.
Şuşa’da dağ ha qalmadı,
Hamısı köçüb sineme.
Daşınmaz günah qalmadı,
Acılar çöküb sineme.
Şu keder boş beşiğe layla çalan, boş tabuta ağıt diyen ana’nın derdidir:
Söz taparam
boş beşiye
layla çalan
el qızına,
Tanrım.
Özün sebir gönder
boş tabutun anasına.
Ekber Goşalı’nın şiirlerinde: dert ve keder kırmızı bir hat olarak geçiyor. Bazen eleştirmenlerin yazılarında “genç yazarların, dertten,- gamdan çok yazması”ndan şikayet ettiklerine rastlıyoruz. Bu tür fikirleri her zaman ironik olarak değerlendirmişimdir. Bu tür fikirleri her okuduğumda dahilerden birinin “Aklını artıran derdini artırır” sözünü hatırlamam tesadüf olmasa gerek.. Üstelik şair sadece kendinin değil, her şeyin, çiçeğin, otun, taşın, suyun, toprağın... acısını çekendir. Yani bir çeşit ressamdır. Şair, kalbinin gözüyle bakıp dertlerin resmini çeker. Etrafında olan bitenlere karşı kayıtsız kalamaz. Şairin yufka yüreğindeki ağrı bazen isyana dönüşür:
Adına ürek dediyimiz
günahlar içindedir.
Çıxarın, qardaşlar,
çıxarın üreklerimizi,
yaralı yerinden taxın nizelere,
qoyun Xezer sahiline.
Belke Bakı külekleri
temizleye bildi
üreklerimizi....
Goşalı’nın kitabında, buna benzer mısralara sıkça rastlamak mümkün:
Gözlerim vaxtsız oyandı,
Ne axşamdı, ne de seher.
Üreyim neynen oynasın?
Ne sevinc var, ne de keder.
Gerip bir duygu, öyle değil mi? “Ne sevinç var, ne de keder.” İnsanı uçuruma sürükleyen dehşetli manevi boşluk. Ancak korkmaya gerek yok. çünkü şair başkalarından farklı olarak en çetin anlarında bile kendine sığınacak bir yer bulabilir. Bir güzel bakış, bir İlahi SÖZ onu kurtarır:
Ömrümüzde iki yere,
Qovuşmağa can atmışıq.
Varmış Tanrı dergahında,
Bir de seven qelbde işıq.
Işık, Tanrı nuru... ölümlerden ötede olan ışık... İşte “Ölümlerin Ötesi”ne hesr etdiğim bu yazıyı da Ekber Goşalı’nın aşağıdakı mısraları ile bitirmek istiyorum:
Ömür - durmur axarında,
Ölüm belke de yaxında.
Danışmağa söz qalıbsa,
Şaire ve şiire şükür!...
Tanrıya etdiğin duaların kabul olunsun! Kitabın kutlu olsun, qardaş!
Yorumunuz
Şərhlərə görə (1 göndərilib)
-
Yerləşdirilib fehmi solak, 07 Aprel, 2010 00:25:02Hiç bir şey için geç değil anlayışıyla Ekber Goşalı' yı tebrik ederim. Şiir-dua benzeştirmeniz bana; İslam dini inzal olurken revacta olan şiirin hala 1400 yıldır revecta oluşu; şiirin efsunlu bir sanat olduğunu çağrıştırdınız. Şiir tadında selam ve dualarımla hoşcakalın...







YENİLİKLƏR