Ana səhifə | Forum

Arxiv

B.E. Ç.a. Ç. C.a. C. Ş. B.
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

Səsvermə: Sorğu

Veb saytımızda ən çox nələri görmək isteyirsiniz?


Dünya Gənc Türk Yazarlar Birliyi, ”Тürkün səsi” (Məqalələr toplusu), “Vektor”, Bakı – 2008, 190 səh.



Əkbər QOŞALI «Ölümlərin ötəsi» (şeir və deyimlər). «Vektor» Nəşrlər Evi. Bakı, 2007. 140 səh.

AKVARYUM BALIKLARI VE (PROTO)KOL

Şriftin ölçülərini müəyyənləşdirin: Decrease font Enlarge font
image

 

 

 Nurgali JUSUFBAY (Kazakistan)

 

 Bir akvaryum balığının dünyası sahibinin sağlayabilmiş olduğu akvaryum kapasitesiyle sınırlıdır. Akvaryumun tüm balıklarının yeme ve doğurma zamanları akvaryum sahibinin kararına bağlıdır. Sahibi isterse balıklar yemlerini şapur şupur yerler, oksijen alırlar, ürerler... Sahibinin canı isterse balıkları değiştirir, satar ve/veya öldürür. Ama ne yazık ki (veya çok şükür ki) balıklar sahibinin varlığından içgüdüyle farkında olsalar bile hiç bir şeye itiraz etmeden, mutlu akvaryum hayatının ilk başlangıç anından sonuna kadar hiç mi hiç ses çıkartmadan yaşarlar. Çünkü bunlar balıktırlar. Sesszice gelir ve sessizce giderler balıklık kaderinde, alınyazılarında yazılmış olan akvaryumlık hayattan...

 Bizim de, yani insanların da, yaratılmışlık açısından, bu balıklara tıpa tıp benzemezse de, birçok açıdan örtüşmesiyle hem korkutan hem hayret verici benzer kaderimiz, birbirini tekrarlayıcı, bir birnin aynadaki yansıması gibi hayatımız var maalesef.
Bu benzeşme, bu yansıma korkutuyor insanı...
Farkına varıldığında ürpertir bizi.

***
Esas sorun da bu farkına varıştır.
Bunun farkedilmesi için Kırgızistan’da olduğu gibi maalesef yüzlerce, bazen binlerce insanın ölmesi (mi) gerekir (?).
Ulusal ve uluslararası düzeyde bir yıkımın olması gerekir.
Sonra bu yıkımı yerlerini tekrar, yıkımdan önceki haline getirmemiz için milyonlarca dolara ihtiyaç duymamız gerekir.
Bu ihtiyacı temin etmemizi için birilerinden bu parayı borç istememiz ve bu borcun ödenmesi için veren kolun (“elin” değil), daha doğrusu (proto)kol’un belirlediği faiziyle birlikte geri ödememiz ve/veya mutlaka yapmamız için tarafımıza sunulan onların şartlarını yerine getirmemiz gerekir.
Bunun için yöneticilerin aileleriyle birlikte ülkeden kovulması gerekir
Kovulması için de onların bile bile birtakım hata(lar) yapması gerekir.
 
Bir şekilde hatalar yapıldıktan sonra, bir şekilde ülkeden kovulması için yöneticiler bir şekilde yaşadığı ülkeden kaçması gerekir...
Neden?
Çünkü, kaçmazsa, asırlardır birlikte yaşadığı kendi insanı tarfından kanunlara uygun olarak öldürülür...
Kime sığınacak?
Kendi insanından koruyacak güçlerin eline.

***
Sizce de bu tuhaf değil mi?

***
Asırlardır, dünya varolduğundan bu yana bir memlekette, bir şehirde, bir köyde, bir mahallede, bir sokakta içiçe, birbirinin külüne muhtaç olarak, birbiryle eş, dost, akraba, arkadaş olarak yaşamakta olan komşular, insanlar durup duruken, aniden ellerine, silah, sopa alıp, birbirlerini acımasızca, düçmanca nasıl öldürebilir, nasıl vurabilir, nasıl yakabilir, nasıl yıkabilir, insan birbirini nasıl yok edebilir???

Sizce de bu tuhaf değil mi?

İki kardeşin birbirini öldürmesine sebep olan o gizli, o kahpe gücün ini nerede gizli, nerde saklıdır?

Birilerin ceplerinde mi?
Bu cepler kimin (proto)koluna göre (“eline göre” değildir) açılır veya kapanır?

Biz bunu bilemeyiz...
Çünkü başımıza yığılan ve yıkılan acılarımız, problemlerimiz, çıkmazlarımız, edinmek zorunda kaldığımız borçlarımız ve yerine getirmek mecburiyetinde olduğumuz şartlarımız o kadar çok ve o kadar da ağır ve olağanüstü ki, düşünmemiz için ne zamanımız var, ne de beyinlerimiz.

***
Bir anlığına, bir saniyeliğine şöyle bir durup, geriye bakarsak, bu topraklarda once kardeş eliyle kardeşi öldürüp, kavgalar yaratıp, sonar bu kavga ve öldürmeleri bastırmak için dış güçlerin toprağa, insanın özgürlüğüne, ruhuna, yaşayışına, tüm varlığı, hatta yokluğuna el konan zamanları hatırlarız…
Şahkarim’i öldüren el kendi elimiz, öldürene ödül olarak bir takım elbise ile bir avuç ruble takdim eden kol Çarlığındı…
Kenesarı Han’ın kellesini uçuran el de kendimizindi, bu eli destekleyen kol ise Çar’ındı…
Şimdi de soruyorum, birbirimizi kestik te ne kazandık?
Hiç!
O bir avuç ruble ne getirdi? O takım elbise nerede kaldı? Hanlarımızı kesen kendi insanımızın şu anki torunlarının bir tanesi bile var mı hayatta şu an?
Cevap: Yok!  

Şu an ise akvaryumdaki balıklar gibi, dışarıdan uzatılan (proto)kol’un verdiği yardımları sessizce almak, kabul etmek, onlarla yetinmek zorundayız.
Bir de aynı akvaryum balıkları gibi sessizce teşekkür etmeye de mahkûmuz.

***
Balıklar akvaryum dışında olup bitenleri bil(e)mez.
Biz bilmek istesek te, bunu düşünmememize zamanımız yok.
Düşünsek te yapacağımız bir şey görünüşte olmadığından dolayı, alıştırılmış hayatımız daha uygun olduğundan eski halimize tekrar dönmeyi tercih ediyoruz çoğu kez maalesef.

Bir birey olarak düşündüğümüz başka, ulusça yaptığımız şey ile yapmak istediğimiz bambaşka, hele yöneticilerimizin yaptıkları veya yapmak istedikleri bambaşkadır...

Shekspir “dünya oyun sahnesi, biz de aktörleriz” demiş. Beni asıl düşündüren bu oyunda aktörlerin, yani etrafımızdakilerin, kendimizin, yöneticilerimizin, yöneticilerimizi yönetenlerin (proto)kol gereği taktıkları, benimsedikleri veya benimseyemedikleri maskeleridir.

***
Kurtarıcı, dost, müttefik ve düşman olarak bildiklerimiz güçler, uluslararası birlikter, camialar, cemaatler, gruplar, ülke yöneticileri ve yöneticilerimiz bir gün mertçe karşımıza çıkıp “arkadaş ben buyum” diye protokol gereği taktıkları o maskeleri çıkartıp, gerçek yüzleri gösterirse ne olur?

Bu dünyada gerçekleşmesi neredeyse mümkün olmayan, mümkün olmadığından tamamen hayalperest, tuhaf olmasıyla birlikte kaosa yol açan korkutucu bir soru (veya saçmalık).

Bu maskeler düşerse, Çin malının neden çok ve ucuz olduğunu, sigaralardan neden Marlboro’yu ve ramazanda bile Coco-cola neden tercih ettiğimi, Rus Vodkasının gerçek sarhoşluğunu, Kalaşnikoff’un gerçek fiyatını, Akayev’in neden Moskova’ya, Bakiyev’in neden Minsk’e sığındığını, Kırgız ile Özbeklerin gerçek katillerini, PKK’yı icad edenleri ve verdiğimiz binlerce şehitlerin gerçek cellâtlarını, Doğu Türkistan, Kafkasya, Orta Doğu, AvrAsya çıkmazları, uluslararası savaşlar, silah ticareti, uyuşturucu trafiğinin kontrolleri, yer altı ve yer üstü kaynaklarımızın gerçekte kimler tarafından kullanılmkata olduğu ve kullanılacağı vs. konusunda bilgi sahibi olma ihtimali doğacaktır.
Bu da oyuncuların /maske sahiplerinin/ protokolun şuanki düzenine terstir.

Bundan dolayı bu maskeler asla inmeyecektir.
Maskelerin inmemesi ve herkesin alışmış olduğu hayat şeklini sürdürmesi maske sahipleri için daha yararlı, bizler için ise daha kolayıdır maalesef.

***
Deniz balıklarına göre akvaryum balıklarının hayatı çok kolaydır.
Beslenmesi ve üremesi için avlanması hiç gerekmez.
Sadece günde üç ya da dört kez sahibinin  verdiği yemi yerler, o kadar... Hele sahibinin kolunun uzandığını görünce nasıl da sevinirler bu balıklar!!! Herkes alabildiği son hızla su yüzeyine doğru çıkar  ve yemleri verilince şapurşupur oynaşarak, sevinerek, birbirnden kıskanarak iştahla ve belki de sadece balıkların anlayabileceği mutluluk ve neşeyle yerler.

Ama her zaman böyle omuyor maalesef. Bazen sahibin aynı kolu balıkların birini akvaryumdan almak için uzanır.
Balıkların en korktuğu an budur. Herkes alabildiği son hızla bu koldan kaçmaya çalışır, ama nereye kaçarsa kaçsın, bu koldan birtürlü kurtulamazlar ve sahiplerinin o balığı neden aralarından, mutlu akvaryumlarından aldığını balıklardan kimse asla bilemeyecektir. Orası meçhuldür onlar için. Gariban balıklar aralırından birinin kaybolduğunu farketseler de sonsuza dek susmak zorundalar.
Balık sahiplerinin birçoğu balıklarını o şaşalı renklerinden ziyade bu suskunlukları için severler. Hatta bu suskunluk strese iyi gelirmiş. Dinlendirici diyorlar!   

***
Balıklar yüzedursun biz konumuza gelelim...

11 Eylül gösterisi sonucunda “terörizm” gerekçesi edinmiş olduğu yetkiyle barış ve istikrarın temini için savaşı başlatma hakkını veren bir bir (proto)kol haline geldi.
Saddamı öldüren bu (proto)kol idi.
İran’a uzanacak kol da bu (proto)kol olabilir (mi?).
Zamanında birçok kez el sıkışarak selamlaştığından dolayı bu kolun ağırlığını iyi bilenlerin biri de Üsame amcadır.
El Kaide, Hizbullah ve Vahabiliğin icatında da bu kolun payı vardır.

Bazı kolların yazdığı bilgilere göre Bakiyev’in kardeşi de Dubai’de terörist örgütlerle gizli görüşme yapmış.
Yani, onlarda bu kolun ağırlığını çekecek.
Onlar da ünlü olacak.

***
Tuhaf olmasıyla birlikte kışın karın yağması, veya yazın sıcak olması ne kadar doğal ve doğa protokolüne uygunsa, ABD üslerin olduğu yerlerde petrolün ve teroristlerin varlığı da o kadar doğal ve protokole uygundur.

***
...
Neyse, strese girenler için çok güzel çözüm yolu var:
1. Stresten kurtulmak için akvaryum balıklarını seyredin!
Sessizce oturup, sessizce varlıklarını sürdürdüğünü seyredin.
Rahatlarsınnız…
2. Seyretmek yardım etmiyorsa (daha da iyisi) siz de bir akvaryum balığı olun! Proto+kolunuzun verdiği yemleri (daha doğrusu kırıntıları) yersiniz, verdiğiyle yetinirsiniz, (ses, gürültü çıkaramazsınız zaten), “minnettarım” diye ağız hareketlerini yaparken sizi çok şirin bulacaklar, problemsiz yaşar, problemsiz ölürsünüz!

3. Ruhunuzun sesini dinleyiniz!

 

 

 

 



Yorumunuz comment Şərhlərə görə (0 göndərilib)

 

© 2008-2009 Dünya Gənc Türk Yazarlar Birliyi / www.dgtyb.org / Powered By WebStudio.Az