Ana səhifə | Forum

Arxiv

B.E. Ç.a. Ç. C.a. C. Ş. B.
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

Səsvermə: Sorğu

Veb saytımızda ən çox nələri görmək isteyirsiniz?


Dünya Gənc Türk Yazarlar Birliyi, ”Тürkün səsi” (Məqalələr toplusu), “Vektor”, Bakı – 2008, 190 səh.



Əkbər QOŞALI «Ölümlərin ötəsi» (şeir və deyimlər). «Vektor» Nəşrlər Evi. Bakı, 2007. 140 səh.

YOLLAR, YOLLAR...

Şriftin ölçülərini müəyyənləşdirin: Decrease font Enlarge font
image

Nurgali Jusipbay
 Nurgali_turkistan@hotmail.com

 Dünyadaki tüm taşralarla şehirleri, ülkeleri, kıtaları kendi aralarında birbirine bağlayan, dünyayı sarmalayıp, dolayan, muamma ve kocaman bir mahluğun atar ve kılcan damarları gibi karmakarışık uzanan su, tren, hava ve kara yolların tam sayısını ve onların net ölçüsünü ölçen, biçen, bu yolların yapılışındaki esas işlevi ile bu yolların yapılış amacını irdeleyip tespit eden bilgin var mıdır acaba?
Bence bu yolların uzunluğu ve amacı çoktan belirlendiştir...

***
... bir zamanlar tüm yollar Roma’ya götürürmüş.
İşte bu yolların yapımından hemen sonra “Amerika keşfedilerek” “kızıl derililer” olarak bilinen halk yok edildi, “zenci” olarak bilinenler de köle olarak süründü...

***
Ya bizde?
Bizde Çarlık İmparatorluk Coğrafi Derneği’nin sayesinde bizdeki tüm yollar Beyaz Çar’ın tahtından başlıyor ve bu tahtta bitiyordu...
Beyaz Çar’ın yaptırmış olduğu yollardan kimler geçmedi ki Turan’da...
Askeri destek, madalya ve resmi yetki isteyen dar beyinli, şişko göbekli ağalar, rehin olarak yakalanan, tutuklanan Turan’nın birçok oğulları, Moskova’nın doyumsuz midesi için toplanarak götürülen her cinsten sayısız hayvan, altın, gümüş, kömür, hatta, Han Kene’nin uçurulmuş kafası bile bu yollarla yollanmıştı bir zamanlar Rus diyarına...
Sonunda bir zamanlar uygarlıkları birbirne bağlayan ve batıdan doğuya, doğudan batıya kervanların geçtiği Ulu İpek Yolu “Ölüm Yolu”na dönüşeverdi...
 
***
Bir zamanlar Ulu İpek Yolu’nun her kervanı yeni bir haber, bir yenilikle dönerdi her yolculuktan.
Çarın coğrafyacılarından hemen sonra doğu ile batıyı bağlayan Türkistan’nın yollarını beline tabanca, omuzuna tüfek, boynuna haç asılanların gıcırtılı çizmeleri yıprattı...
İncil’le tanışma kampanyası da bu gezginlerin gelmesiyle başladı...
 
***
1917’de Beyaz Çarı deviren “Ulu Lenin Ata”mız Çar’yın yaptırmış olduğu “medeniyet” yolunun sayesinde çabucak sonsuz bucaksız Turan’a, Türkler’e ulaşıverdi......
İlginç tarafı, daha doğrusu acıklı olanı “Ölüm Yolu” hiç durmak bilmiyordu, eskisinden daha beter, masaldaki o korkunç canavarın o korkunç ağızı canlı cansız her şeyi durmadan hep yutuyordu...
Tıpkı eski Çarlık dönemindeki gibi Ruslardan asker isteyenler gece gündüz Moskova at koşturup duruyordu, tutuklananlar o korkunç canavarın midesine gönderilen hayvan sürüsüyle aynıkaderi paylaşarak hayvanlarca sürülüyor, altın da, gümüş te, kömür de gönderiliyordu...
Tay Kazan da yolanmıştı bir zamanlar bu yolllarla...

***
Doğrudur, “Lenin ışığı” (Komünistler propaganda gereği Türkistan taşralarına gelen ilk elektrik lambasını “Lenin ışığı” olarak adlandırmıştı) 1917’den sonra yakılmıştı.
Ancak, bu ışığın yakılma amacı elektriksiz “karanlıkta” yaşayan Türkistanlıların yaşamını aydınlatma değil, elektriğin sayesinde maden kaynaklarını gece gündüz hiç ara vermeden boşaltabildiği kadar boşaltmak ve tüm hammaddeyi Moskova’ya göndermekti...
Ulu Türkistan’nın ahırındaki tün hayvan ve tüm yeraltı kaynakları böyle soyulmuştu...
Ancak, bizim yazmadığımız tarihimiz bu ışığı “Lenin Işığı” olarak methetti hep.
(bence, bu adlandırmayı da kendimiz icat etmiş olabiliriz)
ve biz buna inandık... (mı?!)

***
Birçok “Kızıl Yol” adını taşıyan kolhoz ve sovhozlar ortaya çıktı sonra “Güneş gibi parlayan lider Lenin Ata”ya (kalıp olarak “Kün Kösem Lenin Ata”) giden yol kenarlarında. Yalakalar “Lenin’nin yolu en doğru yoldur” diye inandırmıştı...
Kim bilebilirdi ki, belki de inanmazdık, ama...
Bu yolun nereye götürdüğünü anlayanlar anında tutuklanarak, sonu belli olmayan bir yolculuğa görürülüyordu...
Bu Lenin yoluydu!
Kızıl Yol!
Kan gibi, kıpkırmızı bir yol...

***
“Türkistan-Sibirya” tren yolu Yesevi hazretlerine hürmeten döşenmedi tabi ki...
Türkistanlılar bu yolların sayesinde ticareti geliştirsin, gelişsin, dünyadaki diğer medeniyet merkezleriyle ilişkide bulunsun diye de yapılmadı bu tren yolu...
Bu yolların tek amacı vardı, o da, Türkistan’ı soyarak, kazarak, patlatarak, vurarak, döverek, öldürerek, ele geçirilen tüm yer üstü ve yer altı tüm “ganimeti” Moskova’ya göndermekti...
O günden beri hala bugüne dek “bu ülkede trenler Batıdan Doğuya, Doğudan Batıya yıldırım hızıyla yol almalarını”(C. Aytmatov) hiç durdurmuş değildir...

***
Stalin döneminde de tam bu yollardan, tam bu tren vagonalrıyla milyonlarca insanımız sıcak yuvasından, yar kucağından, ailesinden, ocağından çekilerek savaşa götürüldü.
Ama, gidenlerin çoğu dönmedi bir daha...
O dönemlerde Türkistan’nın bağrından geçen yolların diğer ucu Berlin Duvarı’na ulaştıktan sonra, çaresizce, Moskova’ya geri dönüyordu...

***
Ama şu an Berlin Duvarı’nın tozu bile bu duvarı dikdiren liderlerle birlikte kaybolarak, varlığına alıştığımız kıvrak yollarımız Türkistan diyarlarını da geçerek, geçerken de yapısnı yenileyerek kıtaları, denizleri, okuyanusları aşarak, adını “petrol boruları” olarak değiştirerek Türkistanlıların pek bilmediği, ucsuz bucaksız, muamma ülkelere uzayarak, derinlere gömülerek gözden kaybolmaktadır...
Bugün yenilenmiş bu yolların öbür ucnun nereye kadar ulaştığını, bu yolların kimler tarafından döşenmekte olduğunu sorarsan, bilenlerden bilmeyenlerin sayısı daha da çoktur...
İşte, bu bilenlerin dediklerine göre, adını tam olarak hatırlayamıyorum, ama adı ya “Bildir Berk”, ya da  “Beri Gel, Berk” olarak bilinen, adının yabancı olmadığına göre, şirketlerinin de kendimizden olduğu bir grup insan bizleri parlak geleceğe götürmek için bu yolları çabucak yapıvermek için uğraşıp duruyormuş
Yaradan adımızı net eyleyip, şeytanın vesvesesinden koruyarak, yolumuzu şaşırtmasın!

-SON-

 



Yorumunuz comment Şərhlərə görə (0 göndərilib)

 

© 2008-2009 Dünya Gənc Türk Yazarlar Birliyi / www.dgtyb.org / Powered By WebStudio.Az