Ana səhifə | Forum

Arxiv

B.E. Ç.a. Ç. C.a. C. Ş. B.
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
272829

Səsvermə: Sorğu

Veb saytımızda ən çox nələri görmək isteyirsiniz?


Dünya Gənc Türk Yazarlar Birliyi, ”Тürkün səsi” (Məqalələr toplusu), “Vektor”, Bakı – 2008, 190 səh.



Əkbər QOŞALI «Ölümlərin ötəsi» (şeir və deyimlər). «Vektor» Nəşrlər Evi. Bakı, 2007. 140 səh.

Cengiz Aytmatov yasaklandı

Şriftin ölçülərini müəyyənləşdirin: Decrease font Enlarge font
image

 Nurgali JUSUFBAY

 Yazıma rahmetli üstad Cengiz Aytmatov’un ruhundan özür dileyerek başlamak istiyorum.
 Hele bu konuyu hiç kaleme almak istemezdim, ama, yazmamak, daha doğrusu, şuan hissetiklerimi kendi içimde saklamak, gizlemek için dişlerimi ne kadar gıcırdata gıcırdata sımsıkı sıksam da, ne kadar didim didim dirensem de, Kırgızistan’da yaşanan acılı olaylardan dolayı zaten yaralanan kalplerimizin acısı ve omuzumuzda taşıdığımız yasın ve kederin yükü azmış, yetmiyormuş gibi, şimdi bir de Taşkent yetkililerinin gayriresmi tutumuyla ilgili okuduğum bir haber katilin kahpece sıktığı kurşunu gibi beynime ve ruhuma saptandı ve bu vuruluş ve yıpranışın böylesi tüm benliğimi her gün biraz daha artan sızlamayla, acımayla, yıpranmayla, üzülmeyle konuyu sizinle paylaşmaya zorladı.

***
Kazakistan’da “Jas Alaş” gazetecilik ilkesi, kültürü, anlayışı çerçevesinde yayın hayatını sürdürmekte olan onurlu, ülke sınırları içinde  ve okuyucu kitlesininin yayıldığı muhitta saygı gören, kadrosu ve işlediği konularıyla uzmnalık seviyesini çoktan yakalayan ve bunu hep yükseltmeye çalışan ve hatta şuan Kazak milli basınının lokomotifi haline bile gelen ve Kazakça yayın yapmakta olan bir gazetedir. 
İşte bu gazetenin bilgi ağında yayınladığı bir sayısında (Jas Alaş NO:58 (15516) 22, Ağustos, Perşembe? 2010) Oş olaylarından sonra Özbekistan yönetimi ülkedeki tüm gazete ve dergi editörlerine, TV ve radyo baş yönetmenlerine bundan sonra Cengiz Aytmatov eserlerinden bahsedilmesini, hatta Kırgız yazarlarının adının söylenmesi bile gayri resmi olarak yasakladığıyla ilgili bir haber işlenmişti.
Doğrusu ve açıkçası bu haberin yanlış olmasını gizliden gizliye istemiyor da değilim...
Ama, “Jas Alaş”ın bu dediği doğruysa bu hınç ve öç almanın icat ettiğimiz yeni bir yolu olsa gerek...

***
Acaba, bizim sorunlarımızın tek çözümü aydınlarımızın eserlerinin okunmasını, aydınlarımızın adının söylenmesini yasaklamak mı? 
Rahmetli üstadı çarmıha gerip, tüm olaylarının tek suçlusuymuş gibi davransak, böylelikle hıncımızı ondan alsak, aydının tüm eserini yasaklasak, ola ki, birileri bu yasağı dinlemeden veya yasaktan habersiz, yazarın yazdığını bir edebi eser olduğu için okurken suçüstü yakalanan okuyucuya da birer sopa atıp, küfür etsek, yüzüne tükürsek, vatan haini ilan etsek mi rahatlarız, muradımıza eririz biz?
Buna göre, Cengiz Aytmatov’u okuyan bir Özbek Özbekistan ve Özbekleri satan bir vatan haini mi olur?
Ya ben, ya siz, ya biz artık kimiz?
Birer Özbek düşmanı mı?

Artık bundan sonra Özbekistan’da Cengiz Aytmatov’un eserleri bilimlik dünyada araştırılmayacak ve incelenmeyecek mi?
Kimse edebiyatta, sanatta, felsefede, toplumbiliminde, dilbiliminde Cengiz Aytmatov konulu bir bilimlik tez yapmayacak mı?
Özbekistan’ın bilimlik dünyasında bundan sonra Cengiz Aytmatov hep kapalı kapı olarak kilitli mi duracak?
Üstadın eserleri sahnelenmeyecek mi?
Devletin resmi kurum ve kuruluşlarında, okullarda, üniversitelerde bundan sonra hiç mi Cengiz Hoca konuşulmaycak?
Bundan sonraki nesil onsuz mu olacak?

***
Şüphesiz Cengiz Aytmatov bir Kırgız Türkü’dür, ama, onu sadece ve sadece Kırgız kimliğiyle sınırlayamazsınız, sıkıştırmazsınız...
Onu sadece bu kimliğe sıkıştırmaya, bu sıkşıklıktan çıkartmamaya çalışmak hem ona, hem okuyucuya, yani onu okuyan tüm dünyaya yapılan bir hakaret olarak kabul edilir.
Çünkü, o çoktan bu sınırları aşmış ve çoktan bir dünya klasiğidir.

***
Mantığı zorlazsak Oş olaylarında kahpe işinin gereğini yapan kahpe provakatörleri anlamak gene mümkündür, ama, ülke yöneticilerinin dünyaca kabul edilmiş ve dünyaca okunan, incelenen, araştırılan bir aydının sadece Kırgız olduğundan dolayı eserlerinin ve adının gayriresmi olsa da yasaklanmasını anlamak hiç mi hiç mümkün değilidir.
Cengiz Aytmatov tek suçu bir Kırgız olması mıdır?

***
Bunu duyan Kırgızlar bir misileme olarak şimdi Özbek yazarlarının eserlerini ülkede yasaklamaya kalkarsa ne (maskara) olacak?
Bundan sonra tek çözüm tarafların karşılıklı olarak, Özbekler Kırgızların, Kırgızlar Özbeklerin aydınlarını çarmıha germek mi olacak ?
Ortak Türk aydınlarımıza gelince ne olacak, kim, kimi ve kimin için gerecek?
(...?!...)
Hitler kitapları toplayıp yaktı da ne kazandı?
Kazandıysa Hitler nerede şuan?

Stalin tüm aydınların kitaplarını, hatta, tüm aydınların adının bile söylenmesini yasakladı da ne kazandı?
Kazandıysa Stalin nerede şuan?
Kazanan olmadı, ama, kaybeden biz olduk.
Kaybettiklerimizle ancak 1990’dan sonra kavuşabildik...
Cengiz Aytmatov işte bu kaybedişi anlatıyor...

Cengiz Aytmatov’u yasaklarsak, bunları gelecek nesillere kim anlatacak?
Bize biz anlatmazsak, (Gelecek nesillerden önce) bugün bize bu kaybedişlerimizi kim anlatacak?

***
Tanrım, adını taşıdığı bir Tanrı Dağı’nın o korkunç, o gürleyen  bir kar seline yakalanmış ufacık bir taş parçası gibi nereye yuvarlanıyoruz? Bu düşüş ne zamana kadar sürecek? Kim veya ne durduracak bizi? Durduğumuzda ve durdurulduğumuzda parçalanışımız hangi daha büyük taşla karşılaştığımızda olacak?

***
Aydınlarımızın kimliğini anında farkeden gözlerimiz neden provakatörleri farkedemiyor?

***
Türk Dili’nin Oğuz kolunda “Türk’e Türk’ten Başka Dost Yoktur” deyimi var.
Doğrudur!
Provakatörleri görmeliyiz ve yaralarımızı karşılıklı olarak açarak değil, tam tersi, ten ve ruhumuzla sararak, avcılardan yaralanan aynı aile kurtların birbirni yalayarak acısını dindirdiği gibi gerekirse yalayarak, aralarından birilerini kaybettiğinde ulumaları gibi gerekirse birlikte ağlayarak, toparlanarak, dersler çıkartarak,  bize bizden başka kimsenin dost olamayacağını anlamalıyız.

Bir de Türk Dili’nin Kıpçak kolunda “Türk’e Türk’ten Başka Düşman Yoktur” deyimi var.
O da doğrudur!

Artık düşmanın gizli elini farketme zamanı geldi, geçiyor bile.
Eğer ruh, kalp ve beynimizi bir araya toplayamazsak, birliği sağlayamazsak, bizi birbirmize düşüren düşmanımızı göremeyiz, göremezsek, daha dün olduğu gibi, kardeş kardeşin düşmanı olmaya devam edecektir.
“Mankurtluk” dediğimiz işte budur!

***
“Mankurtluk” nedir?
Cengiz Aytmatov’u okuyunuz, anlatır!

 

 



Yorumunuz comment Şərhlərə görə (0 göndərilib)

 

© 2008-2009 Dünya Gənc Türk Yazarlar Birliyi / www.dgtyb.org / Powered By WebStudio.Az