Ana səhifə | Forum

Arxiv

B.E. Ç.a. Ç. C.a. C. Ş. B.
123456
78910111213
14151617181920
21222324252627
28293031

Səsvermə: Sorğu

Veb saytımızda ən çox nələri görmək isteyirsiniz?


Dünya Gənc Türk Yazarlar Birliyi, ”Тürkün səsi” (Məqalələr toplusu), “Vektor”, Bakı – 2008, 190 səh.



Əkbər QOŞALI «Ölümlərin ötəsi» (şeir və deyimlər). «Vektor» Nəşrlər Evi. Bakı, 2007. 140 səh.

Doktor Çok, Teşhis Yok

Şriftin ölçülərini müəyyənləşdirin: Decrease font Enlarge font
image

 

 Rauf Denktaş

 Annan Planı sürecinde “biz dıştakiler gerektiğinden fazla ön planda olduk; konuyu Kıbrıslılar halletmelidirler” noktasına varmış olan Lord Hannay, 4 Eylül tarihli Cyprus Mail gazetesinde yayınlanan bir yazısında konuya yeniden teşhis koymaktan kaçınarak önerilerde bulunmaya devam ediyor. Lord Hannay Talat-Hritofyas görüşmeleri çamura saplanır ve sonuçsuz kalırsa bunun son şans olduğunu savunanlardan değil. Konuya teşhis koymadığını veyahut da gerçekten yanılgı içinde olduğunu veyahut da İngiliz çıkarları için, yeniden bildiğini okumaya devam ettiğini gösteren şu değerlendirmesine bakalım: “Türkiye’de AB üyeliği için en küçük bir ümit var olduğu sürece Kıbrıs meselesinin halli için küçük de olsa ümit de var olacaktır”. Demek ki Lord Hannay de Rumların Türkiye’yi AB üyeliği konusunda vetoları ile korkutarak, AB’nin de Türkiye’ye “EK Protokolde yüklendiğin sorumluluklarını yerine getirmezsen üye olamazsın, getirirsen ümit var” şartını zorlayarak Kıbrıs meselesinin halledilebileceğine inanmaktadır. Hatırlanabileceği gibi Rum tarafının AB üyeliği 1960 Antlaşmalarını çiğneyerek ve Yunanistan’ın şantajına boyun eğerek meydana gelmiş korsan bir üyeliktir. Garantör İngiltere’nin bunu veto hakkı vardı. Tüm müracaatlarımıza rağmen bizi yıllarca oyaladıktan sonra Rumların müracaatını “Kıbrıs’ın AB üyeliği İngiltere’nin çıkarlarına uygundur” diyerek vetosunu kullanmamış, aksine Rumların “Kıbrıs” adı altında üye olmasına (Ecevit hükümeti düştükten sonra) olurunu vermiş bu kanunsuzluğa cevaz veren, Türk-Yunan dengesini ortadan kaldıran Annan Planını sonuna kadar desteklemiştir. Rahmetli Ecevit ile birlikte AB’ye “Kıbrıs meselesi halledilmeden Rum iaresini Kıbrıs diye üye yaparsanız, KKTC ile TC arasında benzeri bir oraklık kurulur” mesajı etkin olmuş AB Ecevit hükümeti düşünceye kadar Rumların üyeliğini oyalamayı bilmişti.

Lord Hannay Kıbrıs meselesinin Türkiye’nin AB üyeliği ile uzaktan yakından ilgisi olamayacağını sanki bilmiyormuş gibi davranıyor ve Türkiye’yi “Kıbrıs meselesini hallettirmeyen, AB bastırırsa yola gelecek olan taraf” olarak, tıpkı Rumların gördükleri gibi görüyor. AB üyesi yaptıkları “Kıbrıs’ın” Garantör İngiltere ile Türkiye’nin garantilediği ortaklık Devleti olmadığını, bu Devleti toplu mezarlar açarak 16 günlük ve doksanlık Türkleri Türk oldukları, Enosis’e hayır dedikleri için topluca katledip gömenlerin meşru Kıbrıs addettikleri korsan bir kuruluş olduğunu hatırlamak bile istemiyor.

Yine Sn. Lord Hannay çözümsüzlük nedenini yanlış yerlerde aramaktadır. “Her iki tarafı da fazla acıtacak bir durum yoktur. Bu nedenle taraflardan herhangi birinin görüşmelerin kopmasından korkacak durumu da yoktur; sürecin uzamasından yorulmuş da değildirler” sonucuna varıyor. Sn. Lord Hannay görüşmelerin sonuçsuz kalmasına, görüşme yolu ile halledilmesi imkânının ortadan kalkmasına neden olan esas sebebin 1964’de Güvenlik Konseyinde tüm ikazlarımıza rağmen Makarios’un yıkmış olduğu garantilenmiş ortaklık devletinin devam etmekte olduğunu ve bu devletin meşru hükümetinin devam ettiğini, bu meşru hükümetin de eli kanlı Enosis canavarı Makarios’un hükümeti olduğunu vurgulayan BM Güvenlik Konseyi kararı olduğunu bir türlü görmek istemiyor. Neden ? Çünkü İngiliz üslerine dokunulmadığı sürece Türkleri sokup zehirleyen yılanlar bin yaşasın siyasetini güdüyorlar da ondan!

Bu kez de uzlaşma olmazsa suç kimdedir sorusuna cevap arayacaklarmış. Annan Planından sonra suçluyu tespit etmişlerdi. Ne oldu? Annan Planına evet dedirttikleri “evet demezseniz şu olur, bu olur” diye korkuttukları, bin bir yalanla avuttukları Kıbrıs Türklerini cezalandırdılar. Halâ da cezalandırıyorlar. Neden ? Çünkü Lord Hannay’nin de dediği gibi Türkiye’de AB üyeliği ümidi devam etmektedir ve AB eli kanlı Rum idaresini Türkiye’ye “meşru hükümet” olarak kabul ettirmek baskısını büyük bir pişkinlikle sürdürmektedir.

O halde Sn. Lord Hannay’e Kıbrıs meselesinin bu güne kadar niye halledilemediğini yeniden anlatalım. Bunun nedeni siz Garantör İngiltere dahil, ABD’nin peşinde 1964’deki Güvenlik Konseyi kararı ile Kıbrıs’ı kendilerine hediye ettiğiniz nedeniyle Rumlar bu hediyeyi kabullendiklerindendir! Suçluyu, eli kanlıyı, Enosis’e hayır dedikleri için ortaklık devletlerine, Anayasal haklarına sahip çıktıkları için Türk ortağı toplu mezarlara gömenleri “meşru hükümet” olarak kabul etmekte sakınca görmediğiniz için bu mesele halledilemiyor. Bu nedenledir ki Rum idaresi Kıbrıs meselesinin 1974’de başladığını iddia edebiliyor ve siz Garantör İngiltere olarak hiç çekinmeden Türkiye’yi “mükellefiyetlerini yerine getirmeye” davet edebiliyor ve halâ AB’nin, bu konuda Türkiye’ye yapacağı baskı ile Kıbrıs meselesinin halledilebileceği ümidini canlı tutmaya çalışıyorsunuz.

Kıbrıs meselesi 1960’daki dengeler korunmak kaydıyla halledilebilir. Rum Ortak Kıbrıs’ın tümünü zapt etmeğe kalkıştı. Başaramadı. Türk ortağı azınlık yapmak, Kıbrıs’tan yok etmek istedi. Başaramadı. Türk ortak bağımsızlıktaki ve egemenlikteki haklarını koruyarak on bir yıl gettolarda yaşadı fakat eli kanlı Rum idaresini meşru Kıbrıs hükümeti olarak tanımadı. Halâ tanımıyor. Türk ortak 12. Yılda nüfus mübadelesi anlaşması yaptı, Rum tarafını iki kesimli, iki bölgeli federasyona razı etti. Rolandis’in yazılarından da göreceksiniz ki her öneriyi Rum tarafı ret etti fakat sayenizde Türk tarafı fazla hak istiyor diye Türk tarafını suçlatabildi. Gerçekleri göremeyecek kadar aptal değildiniz ama, Üslerinizi korumak için Türk tarafının Rum’a teslim olmasını beklemeyi yeğlediniz. Yirminci yılda Rumların bozmaya çalıştıkları ve kısmen de bozdukları 1960 dengelerini KKTC’ni kurmakla korumaya çalıştık. Güvenlik Konseyinde “tek bir hükümet tanırız” diye karşımıza ilk çıkan siz oldunuz. Rum’da bize veya uzlaşmaya ihtiyaç duyacak bir neden yine bırakmadınız. Halâ Kıbrıs meselesine gerçekçi bir teşhis koymaktan kaçındığınızı ve aklınızı, siyasetinizi değiştirmediğinizi, görüyor ve hak ve adalet ilkelerini çiğneyen sizler için üzülmekteyiz. Sn. Lord Hannay 1960’daki zoraki evlilik kanlı bir şekilde ayrılıkla sonuçlanmıştır. Bu ayrılığın 45. yılındayız. Yeniden birleşmenin yolu bu ayrılığı kabulden geçer. Federasyona, Rum devleti haline getirdikleri Güneydeki Rum idaresine sizler meşru hükümet diyorsunuz ve KKTC yoktur farz ediyorsunuz. Bu mit, ve bu yalan 45 yıldır bir sonuç vermemiştir. Federasyon eşitler arasında oluşabilir. Siz eşitliği yıkan taraflardan birisiniz. Gerçeklere bakalım: KKTC vardır ve Güneydeki idareden daha meşrudur ancak tanınmadığı için de facto durumda gözle görülür, elle tutulur durumdadır. Bunu inkâr ederek federasyona gidilemez. Dostunuz Rumlara bunu hatırlatınız. Kendilerinin yarattıkları gerçeklerle alay etmesinler ve 45 yıl daha “Kıbrıs meşru hükümeti” oyunun oynanamayacağını bilsinler.

(Bu yazı HaberHavadis`ten alıntı olup Yalquzaq.com-a istinaden yayımlanır)

 



Yorumunuz comment Şərhlərə görə (0 göndərilib)

 

© 2008-2009 Dünya Gənc Türk Yazarlar Birliyi / www.dgtyb.org / Powered By WebStudio.Az