ELİSEMİD KÜR
BABAMIN AYAKLARI
Nereye gitdiysem odlara düştüm
Babamın ayakları yürüdü arkamca.
Şimdi
babamın ayakları Sibiryadı-
kendisi gibi ayakları da uykusuz...
Yüzümü sürdüm ayaklarına,
kurşun parçasının sızısından
diksinti kulaklarım.
Bostonu ayaklarına mezartaşı Babam!
Secdene geldim,
ayaklarını suya koy,
dirilik suyu gibi
ayağının suyunu içeyim,
Babam, oy!
Elimden ne gelir daha,
Ayaklarımı vereyim, yürü, Babam!
Laylay babam, ayaklarına laylay!
Ayakları uykusuz,
elleri uyanık,
yüreği dipdiri
Pir Babam!
KARANLIKTAN O YANA
Dünyanın en yakın yıldızına
karanlıklar varmayıp.
Ama en sönük yıldızın da
işığını avcumuzda sakliyoruz.
Karanlık içinde de
açılacak çiçeği,
doğacak umutu bekliyoruz.
Karanlıkta gözlerin olsa da –
kör gibisin!
Ellerini en koyu,
en ipek karanlığa açarak,
kara bulutları yiterek,
yüreğinde bin tür dileğini yorarak
yüzünü tutuyorsun
karanlıktan o yana
en yakın, en uzak
dertli yıldıza!
OĞLUM KORKUTA
Sen böyle doğmalıydın,
Azatlık caddesinde
Annesinin karnında
yumruk kaldıran oğlum.
Böyle de olmalıydın,
beşiğinin başında
Azerbaycan marşını
ninni gibi duyup
ayağa kalkan oğlum!
OLACAKLARI ÖNCEDEN BİLİYORUM
Kasırgalı bir havada
gövdeli bir ağaç
yıkılacak yolunun üste...
olacakları önceden biliyorum...
Gece olacak,
yağmurlu bir gece.
Ben yıkılacağım nice,-
yıkılacağım kendi kollarımın üste.
Olacakları
önceden biliyorum...
Can vereceğim
kendi kollarımın üste,
kendi ellerim kapayacak gözlerimi.
Olacakları
önceden biliyorum...
(Uyğunlaştırma: Resmiyye SABİR)







YENİLİKLƏR