Mehmet Akif İnan
Ağ
Ve bir sofra gibi sersem önüne
Yerli düsüncenin ürünlerini
İnsani kirleten heykeller gördüm
Günesi karartan kiyamet gibi
Ey yolda kaybolan ezilen haber
Asarak zamani yenile cağı
Betonlar mezardir düse sevince
Saksılar doğaya özlem eylemi
Siir bahcemizdi gökdelen oldu
Aklimiza nasil bak gülen oldu
Soyumu yüklendim bu cag icinde
Urfa bir dag gönlüm bir bag icinde
Akşam
Yüzünde elleri sonsuz denizin
Gömelim yüreğe dediğim durum
Saçların en derin bir gökyüzüdür
Varamaz ellerin merdivenleri
Her an bir güvercin çırpınır durur
Kalb atışlarında ve gözlerinde
Bir sırdır içinde evler anneler
Çocuklar başında bir yeşil çelenk
Göklerden bir haber gibidir umut
Görünmez bir yerde saklanmış mahcup
Su gibi içtiğin çok zor son on yıl
Sadakat anıtı bir sonbahardır
Duygu ve sabırdan bir deri giydin
Kuşandın demektir ölümsüzlüğü
Bulutlara gömülü sedeften yüzün
Dünyanı kuşatmış destansı hüzün
Adsiz Gazel
Yanışlar ağıtlar elimde değil
İçimin sesi hiç üzmesin seni
Kaçmak mı mümkün mü alınyazımdan
Kaderdir yüklendim yıkılmışlığı
Sen attın bilmeden kuyuya taşı
Dinemez yankısı mahşerde bile
Bir kutsal emanet gibi sır gibi
Ve bir ayıp gibi saklarım seni
Başımda kavganın kıyameti var
Okşadım ismini kitap içinde
Her akşam bir düşle kundaklanırım
Sözümün bittiği yerde başlarsın
Yılların alnıma çektiği çizgi
Kocalttı başımı bir ehram gibi
Yaslasam gövdemi karlı dağlara
Sonsuz bir uykuya kavuşsam bir gün.
(Qaynaq: antoloji.com)
Yorumunuz
Şərhlərə görə (1 göndərilib)
-
Yerləşdirilib Nazile Gultac, 24 Yanvar, 2010 05:41:31menalı şeirlerdir. hiss olunur ki, yazılanlar ürəkdən su içib .






